
Demliyazılar
Peygamber ve Aşk
Aşk o kadar derin bir konu ki insan girdiği zaman çıkması zor.
Giren çıkamaz, çıkan da bir daha girmek istemez.
Yani iki tarafı sivri bir değnek.
Herkes aşka inanmaz ama aşksız da kalmak istemez.
Aslında insanın derinliklerinden aşkın külü var. Önemli olan o külü yeniden ateşleyebilmek.
O bir bakış da olabilir, bir dokunuş veyahut bir çift kelam.
Herkesin mutlaka aşk üzerine diyecekleri vardır; az ya da çok.
Aşk üzerine en son yazmış olduğumuz “ Aşk Acısı Zevke Dönüşürse İşte O Aşktır" yazımıza hitaben “huzur” rumuzlu bir okuyucum bana çok güzel, çok anlamlı ve çok farklı bir yazı göndermiş.
Bunu sizinle paylaşmayı uygun buldum.
Bakalım “huzur” rumuzlu okurumuz aşka nasıl bir bakış açısı getirmiş?
Bugüne kadar aldığım
“Anam aşk, babam aşk, Peygamberim aşk, Allah’ım aşk, Ben bir aşk çocuğuyum, Bu âleme aşkı ve sevgiyi söylemeye geldim.” diyen Mevlana'nın;
“Aşkın aldı benden beni
Bana seni gerek seni
Ben yanarım dünü günü
Bana seni gerek seni”
diyen Yunus'un torunlarına hiç de yakıştırılamayacak bir biçimde yaşıyoruz aşkı da, sevgiyi de.
Leyla ve Mecnun'dan öncesine almışız Romeo ve Juliet'in aşkını. Ferhat ile Şirin'i ezberleriz de dünyanın yaşanmış en nun ya da diğerleri evlenseydi sanıyor muyuz ki aşkları dillere destan olur, günümüze kadar gelirdi! Ama Peygamber Efendimiz (sav) ile Hatice Validemizin aşkı yaşanmış, hem de yıllar boyu yaşanmış bir aşk...
''Mekke fethinin ilk günü, o karışıklık, o heyecan esnasında Efendimiz yaşlı bir hanımla karşılaşıyor, O'nun yanına gelmesini önlemek isteyenlere "Bırakın" diyor gelsin..
Sırtından abayasını çıkarıp, hanımın altına seriyor birlikte oturup bir saat kadar sohbet ediyorlar..
Aişe Validemiz merak ediyor ve sonrasında;
"Kimdi o? Neler
" O, Hatice'nin arkadaşı idi, eski günleri yad ettik"
Hatice Validemiz vefat etmiş, aradan yıllar geçmiş, vefayı, sevgiyi, özlemi görüyor musunuz?
Ve o hengâmede...
Ve Hatice Validemize bakın;
Yaşı 55..
Efendimiz o sıra Hıra Mağarasında, nübüvvetten evvel ibadette..
Her gün O en Sevgili’ye yiyecek taşıyor! Her gün gidiyor ve O'nunla biraz oturuyor..
Hıra Mağarasını bilir misiniz siz? Ne kadar yüksektir ve çıkması ne kadar zordur? Bugün gençler bile çıkarken ter içinde kalırlar, çok yorulurlar.. Yaşı 55 Hatice Validemizin ve her gün Habibini görmeye gidiyor!
Yine bakiniz ki o asil hanıma, Efendimiz'den daha yaşlı olduğu için O'na üstüne evlenmesini teklif ediyor!
Düşünebiliyor musunuz?
O'nu öylesine seviyor ki, sadece O'nu mutlu edeceğini düşündüğü için "Evlen" diyor! Ama O, reddediyor, asla O'nu incitmek istemiyor..
Hanım’a bakin! Ve sevgisine...''
Hani demişsiniz ya ' ..aşık olmak kolay lakin...' diye aslında aşık olmak da kolay değil, biz sadece aşık olduğumuzu sanıyoruz...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ferhat ile Şirin zamanında padişah merak eder Ferhatı bilirim ama bu Şirin kimdir bu dağları bile deldirebilen güzellik nedir..getirin göreyim diye ferman verir..Şirin gelince gördüğü sadece normal güzellikte bir kadındır...ve Ferhata döner bu güzellikmidir sana dağları deldiren olmazı olur eyleten...Ferhatın cevabıysa ..Padişahım onu siz birde benim gözümle görün ozaman anlarsınız farkı...olur..yani aşk baktığına göre değil gördüğüne göre değişir...bence
Yanıtla (0) (0)وارميدر لايق
Yanıtla (1) (0)اولايم عاشق
دونرسه م شايد
قيريلسين قاشيق
aşkın aldı benden beni bana gerek seni gerek...
Yanıtla (0) (2)gözler gördü kalplaer mühürlendi sevgili seni benden kimse sevmedi...
Allah'ın öyle kulları var ki,aşık olmaya değer...
Yanıtla (0) (0)Bu zamanda böyle bir aşk hayal olmalı. Aşk yerini başka şeylere teslim etmiş durumda.Herşey dünya aşkıyla dolmuşken. Zor da olsa belki yaşayabilen vardır.Yaşayabilene aşkolsun :)
Yanıtla (3) (1)