Acı Veriyor Artık Bu Dünyada Yaşamak..!

Kırk yıllık bir ömrüm oldu bu dünyada.

Ama artık bıkar oldum, yaşamak bana zor geliyor.

Menfaat döngüsünde dönen bir dünyadayız.

Her şey maddeleşmiş, maneviyat bir kenara itilmiş.

Herkes birbirine yabancı sanki.

Kırk yıllık dostluklar bile erimiş gitmiş bu çarkın içinde.

Üstte komşusu ölse altta Fatmagül’ün suçunu arar olduk.

Ya da Aşkın Bir Hayal olduğunu mu anlamaya çalışıyoruz?

Ya inim inim inleyen Şükran Teyze.

O inlerken biz dımtısların içerisinde transa geçer olduk.

Hani buyurmamış mıydı Kutlu İnsan, Biricik Efendimiz (salat ve selâm O'nun üzerine olsun); "Cebrail s.a komşu hakkı ile ilgili o kadar tavsiyede bulundu ki, komşunun komşuya varis olacağını zannettim?"

Ne varisi Efendiler!

Bir tas çorbayı bile komşumuza çok görür olmadık mı?!

Peki, analarımız kınalı kuzularını teröre kurban verirken bizler ne yapıyoruz?

Ya televizyonda film seyreder gibi onları seyrediyoruz ya da eğlenceden ödün vermeden şarkılarla acımızı bastırıyoruz (!).

Ya aşklar?

Hani nerede o eski aşklar?00179847.20110506060004.jpg

Televizyonda aşklarımızı izdivaçlarda arar olmadık mı?

Veya sanal âlemin gizemli labirentlerinde?

Veyahut da kadının bedenine maruz kalarak âşık olduğumuzu sanmadık mı?

Artık aşk bile menfaat olmuş.

Hani canımızı verirdik aşkımız için?

Ama ihtiyacımız bitince değil canımızı, vaktimizi bile harcamaz oluruz.

Eskiden şu yalancı dünyaya yeniden gelebilseydi, bir ömür değil bin ömür sevilirdi Sevgililer.

Şimdi ise mevsimlik aşklar var.

Her sene başka bir aşka yelken açıyoruz.

Ne de olsa tatminsizlik dürtülerimiz zirvede bizim.

İlkokuldayken öğretmenimize çiçeklerin en güzel kokulusunu alırdık.

Hatta o kokunun hiç bitmemesini isterdik.

Ya şimdi?

Plastikten çiçeklerle kandırıyoruz birbirimizi.

Analarımız, can analarımız.yasli-teyze.jpg

Bizim için mukaddes olan analarımız.

Biz ne yapıyoruz onlar için?

Aşkımızın en güzelini onlara vermemiz gerekirken, onları el kapılarına muhtaç etmiyor muyuz?

Ya babalarımız?

Huysuz diye yanına bile yaklaşmazken onlar bizim için nelerini feda etmişlerdi?

Değil miydi onlar bizim ihtiyaçlarımızı kendi ihtiyaçlarına tercih eden?

Siyasetimiz bile çekilmez oldu.

Hani biz değil miydik şarkı sözlerinde en mümtaz kelimeleri kullanan?

Demez miydik biz şarkılarımızda “Bir bahar akşamı rastladım size, Sevinçli bir telaş içindeydiniz, Derinden bakınca gözlerinize, Neden başınızı öne eğdiniz?” diye.

Ya şimdi?

Analar artık meydanlarda kem sözlere kurban gitti.

Siz’li sözlerin yerini lan’lar almadı mı?

Bayramlarımızdaki o sevinç ve neşeler nerede?

Kapılar çalınmaz oldu.

Samimiyetin yerini acaba sahte gülümsemeler mi aldı?

Ya da facebooka mı kaldı bayram kutlamalarımız?

Ee dostlar haklı değil miyim ben?

Her şeyimiz sahte olmuş; komşuluğumuz, aşkımız, çiçeklerimiz, sözlerimiz, bakışlarımız vs.

Böylesi bir sahte dünyada yaşamak insana acı vermez mi?

İnsan güzel hasletlerin yok olduğu, menfaatlerin, paranın, pulun, teknolojinin esiri olduğu bu dünyada ne kadar mutlu ve huzurlu olabilir ki?

Kendimizi avunduruyoruz aslında.

Biz aslında böyle bir dünyada yaşamaktan sonsuz zevkler alırken neler kaybettiğimizin farkında mıyız?

Farkına vardığımız zaman da işişten çoooktan geçmişolacak.

O zaman “eyvah” ların bize ne faydası olacak ki?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
16 Yorum
  • büşra abacıoğlu / 15 Eylül 2011 Perşembe 00:06

    ''Ya televizyonda film seyreder gibi onları seyrediyoruz ya da eğlenceden ödün vermeden şarkılarla acımızı bastırıyoruz (!)''.Bu cümle üzerinde durmak istedim.Askerlerimiz ve vatanımız için elimizden geleni yapmalıyız.En azından manevi olarak.
    Aşk ise günümüzde cinsel ilişki olarak algılanıyor.
    Sahte gülümsemelerin sebeplerinden biri birbirimize gereken ilgiyi vermemektir.Bence teknolijiyi çoğu zaman kötü yönde kullanıyoruz , onunla adeta arkadaş edinircesine vakit geçiriyoruz.Aslında bu kötü alışkanlık komşuluktan önce ailede başlıyor.Çocuk bilgisayar oyununu, ebeveynler de tv izlemeyi bırakıp bunun yerine birbirleriyle muhabbet etmeyi deneseler toplumsal sorun için çözüm başlangıcını oluşturmuşuz demektir.Böyle yaparsak boşuna vakit geçirmemiş de oluruz.Biz müslümanların hata yapacak vakti bile olmamalı müslüman ülkelerin hali malumunuzdur.Hem ayette bize ''O halde boş kaldın mı yine kalk(başka bir iş ve ibadetle)yorul.''Demiyor mu?

    Yanıtla (0) (0)
  • menekşe 19 / 18 Ağustos 2011 Perşembe 13:32

    gerçekten zamanımız aşklarına değinmişsin herşey ne kadar değersiz değilmi......

    Yanıtla (0) (0)
  • gülay sezer / 29 Mayıs 2011 Pazar 10:46

    sizin de genç kızlara yaşattıklarınız acı veriyor.

    Yanıtla (1) (0)
  • MEMURLAR.NET / 11 Mayıs 2011 Çarşamba 13:46

    Cezmi bey merhaba,

    Yazınız mükemmel...Ağzınıza , elinize, kaleminize , düşüncenize, kalbinize sağlık...Yazıyı okuduğumda etkilendim açıkçası ve gerçekler bu kadar mı güzel anlatılır ve iç acıtır bunu düşündüm...
    Hayata bakış açınız ve yazılarınız çok gerçekçi ve içten...

    Yüreğinize sağlık...

    Yanıtla (0) (0)
  • EMİNE EMİNE / 09 Mayıs 2011 Pazartesi 16:22

    unuttuğumuz değerleri hatırlattınız elinize ve yüreğinize sağlık. mükemmel bir yazı kaleme almışsınız

    Yanıtla (1) (0)