Hüseyin YÜRÜK

Hüseyin YÜRÜK

BİR EV DOLUSU ‘ADAM GİBİ ADAM

Geçen hafta bir dergide Hz. Ömer merkezli bir menkıbeye rastladım. Yanındaki kayayı göstererek “Vallahi ben din konusunda bu taş parçasından daha katıyım” diye Hz. Ömer’in bu menkıbesini sizlerle paylaşmak istedim.

İmam Buhâr’î’nin et-Târîhu’s-Sâğîr’inde bildirdiğine göre;Hazret-i Ömer radiyallahu anh bir gün bazı arkadaşlarıyla oturmuş sohbet ederken, arkadaşlarından birisine “Şu anda gönlünden ne geçiriyorsun; neye sahip olmak isterdin?” diye sordu. O zât, “Bu ev dolusu altına sahip olup Allah yolunda harcamak isterdim” dedi.

İkinci bir şahsa “Sen ne arzu ederdin?” dedi. O da, “Bu ev dolusu mücevherlerim olsa da Allah yolunda infak etsem” dedi. Bir başkasına aynı soruyu sordu. O da öncekilerin temennilerine benzer temennilerde bulundu.

Hazret-i Ömer “Daha başka ne isterdiniz?” diye sorduğunda; “Başka ne isteyelim ki?” dediler. Bunun üzerine Hazret-i Ömer de bir temennide bulunmuş ve şöyle demiştir: “Bana gelince, ben Ebû Ubeyde İbnü’l-Cerrâh, Muâz b. Cebel ve Huzeyfe İbnü’l-Yemân gibi bu ev dolusu adam olsa da Allah’ı insanlara tanıtmak ve insanları Allah’a kulluğa davet etmek için onları değerlendirseydim” buyurdu.

Kıssadan hisse şu: Bir ümmeti, ev dolusu altını olanlar değil, ev dolusu mücevheri olanlar, bankalar dolusu parası olanlar değil,adam gibi adamlara sahip bir topluluk yüceltir.

Aradan yaklaşık 1.500 yıl geçti. Hâlâ Ümmeti Muhammed’in en önemli meselesi adam gibi adamlara sahip olmak…

……………

Bundan 35 yıl kadar önce bir mübarek zatı, gençlere sohbet ederken dinlemiştim. Şöyle demişti gençlere: Ümmeti Muhammed’in bugün en önemli sorunu ‘kahtı rical’dir. (Kaliteli adam eksikliği) Dikkat edin! Eğer adam gibi adam olmazsanız Mısır’a Sultan da olsanız bir faydası yok.

Adam gibi adam olmak işte bu kadar çok önemli…

Sizinle birkaç adam gibi adam kıssası paylaşayım:

Abdurrahman Paşa, Yeniçeri Ocağı’nda yetişti, 1669 Mayısındakul kethüdalığından yeniçeri ağası oldu.Bu görevle Köprülüzade Fazıl Ahmed Paşa’nın Girit seferine kul kethudası ve ardından yeniçeri ağası olarak katıldı; özellikle Kandiye’nin fethinde etkili oldu.

Sefer dönüşünde Edirne’de, İstanbul’dan gelen Valide Turhan Sultan’ı karşılamakla görevlendirildi, 1085 Rebiülevvelinde (1674 Haziran) Bağdat iki yıl sonra Muharrem1087’de (1676 Mart-Nisan) Mısır7 valiliğine atandı, 1091/1680’de azl edildi.1092 Rebiülahırda (1681 Nisan-Mayıs) ise Bosna beylerbeyliğine getirildi.

Abdurrahman Abdi Paşa bu görevde iken Duc de Charles Lorraine (Lotheringen) kumandasındaki 90 bin kişilik Haçlı destekli Avusturya kuvvetlerinin 17 Haziran 1686 tarihinde Budin’i kuşatmaya başlaması üzerine 6 bin askerle şehri savundu.

Bu kuşatma süresince Haçlı ordularının ardarda on sekiz saldırısını püskürttü. Hıristiyan orduları Baş komutanı Due de Lorraine’in defalarca hücum ettikten sonra yaptığı ‘teslim ol’ tekliflerini kabul etmeye yanaşmadı. Kuvvetlerinin gittikçe azalmasına karşın ve kente hâkim olan tepeleri ele geçiren Kutsal ittifak ordusu yüzünden yardımcı kuvvet de gelemeyince askerleriyle birlikte ön saflarda çarpışmaya katıldı.

2 Eylül 1686 tarihinde Kutsal ittifak birlikleri altı koldan genel taarruza geçtikleri sırada, Abdurrahman Abdi Paşa, Beç Kapısı’nda şehit düştü. Haçlı ordusu ancak bundan sonra şehre girebildi. Paşa şehit düştüğünde 70’li yaşlarındaydı.

Macarlar, Abdurrahman Abdi Paşa’nın kahramanlığını yüzyıllar boyunca unutmadılar ve şehit düştüğü yere çok daha sonraları, üzerinde şu ifadelerin yazılı olduğu bir mezartaşı diktiler.“145 yıllık Türk egemenliğinin son Buda Valisi Abdurrahman Abdi Paşa, bu yerin yakınında 1686 Eylül ayının 2. günü öğleden sonra yaşamının 70. yaşında maktul düştü. Kahraman düşmandı, rahat uyusun!”

Bu ibare, Paşa’ın şehit olduğu yerdeki mezartaşına Osmanlı Türkçesiyle ve Macarca olarak yazılmıştır. (dergipark.org.tr,Abdülkadir Özcan)

Buda’nın son komutanı, 70’ine gelmiş vezir Arnavut Abdi Abdurrahman Paşa elinde iki kılıçla şehri savundu. Budin düştü, Macarlar o gün bugündür onun mezarını bir abide olarak ihtiramla muhafaza ediyor.. (Ortaylı,2013:153-154)

Tarihten verdiğimiz bu örnekten sonra bir başka örnek de yakın tarihimizden bu kez başka bir sahadan verelim. Kahramanımızın adı yine Abdurrahman….

Son Reisülkurra Abdurrahman Gürses Hocayı cemaatinden bir zengin ısrar ederek masraflarını karşılamak suretiyle hacca götürür. Hacca gidilir, gelinir. Dönüşte her fırsatta zengin kişi Abdurrahman Hocayı nasıl hacca götürdüğünü ballandıra ballandıra çevresine anlatmaya başlar.

Artık Hocaefendiye gına gelir. Sahibi olduğu evi satar. Eline geçen paradan kendisinin hacc masrafını çıkartır. Getirip zengin adama verir.

Zengin adam şaşkınlık içinde “Bu ne parası?” diye sorunca, Abdurrahman Hoca, “Hani anlata anlata bitiremediğin bir hacc var ya, onun parası” der.

Vefat yıldönümü münasebetiyle televizyonda yakın çağın son adam gibi adamlarından Muhammed Mursi'yi anlatan bir Belgesel vardı. Orada Muhammed Mursi “Mısır'ın kızları, babalarının adam gibi adamlar olduklarını çocuklarına anlatacaklar” diyordu.

Adam gibi adamlar; az bulunurlar. Alınıp satılmazlar. Bir oyuncak gibi sökülüp takılmazlar.Bir oyun hamuru gibi iktidar veya güç elinde şekilden şekle girmezler.

Adam değerinden anlayanlar için, paha biçilmez kıymettedirler.

Adam gibi adamlara ne çok ihtiyacımız var..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum